Gölet Yapay mı Doğal mı? Öğrenmenin Derinliklerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci için öğrenme, yalnızca bilgi edinme süreci değil, aynı zamanda dönüşümün ta kendisidir. Gölet sorusu — “yapay mı doğal mı?” — ilk bakışta bir coğrafya konusu gibi görünür. Oysa bu soru, öğrenmenin doğasını anlamak için de derin bir metafor sunar. Tıpkı bir göletin oluşumu gibi, insan zihni de bazen doğal süreçlerle, bazen de bilinçli müdahalelerle şekillenir. Bir öğrenciye bir kavramı öğretirken aslında sorulması gereken şudur: Bilgi mi bizi biçimlendirir, yoksa biz mi bilgiyi inşa ederiz? Doğal Öğrenme: Akışkan Zihnin Gücü Doğal bir gölet, yağmur sularının birikimiyle, toprağın eğimiyle, doğanın…
Yorum BırakFırça ve İlham Yazılar
Hamuş ve Bişrev ne demek? Sessizliğin ve dinlemenin iki yüzü üzerine tartışmalı bir okuma Kelimelerin arka planını kurcalamayı seven biri olarak, “Hamuş” ve “Bişrev” (çoğu zaman “Bişnev” diye geçer) etrafında bir sohbet açmak istiyorum. Farklı açılardan bakmayı seviyorum; yorumlara “katılmıyorum ama düşündürdü” demeniz benim için harika bir geri bildirim. Bir uyarıyla başlayayım: Tartışmalarda sık duyulan “erkekler veri ve nesnellikten, kadınlar duygu ve toplumsal etkiden konuşur” ayrımı çekici bir kısayol gibi dursa da yanıltıcı ve indirgemeci. Bu yazıda cinsiyeti özcüleştirmeden iki yaklaşımı karşılaştıracağım: veri-merkezli ve duygu/toplumsal etki merkezli okumalar. Kısa özet: “Hamuş” Farsça kökenli; “sessiz, suskun” demek ve özellikle divan edebiyatında…
Yorum BırakGnays Ne Demek Coğrafya? Sosyolojik Bir Perspektif Toplumsal yapıları, bireylerin rollerini ve kültürel pratiklerin sürekliliğini anlamaya çalışan bir araştırmacı için doğa, yalnızca fiziksel bir alan değil aynı zamanda toplumsal düzenin metaforlarını taşıyan bir aynadır. Gnays, coğrafyada başkalaşım kayaçlarının güçlü bir örneği olarak bilinir. Ancak bu kavramı yalnızca jeolojik bir tanım olarak değil, toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratikler çerçevesinde düşündüğümüzde, taşların katmanları ile toplumların yapıları arasında derin paralellikler kurabiliriz. Gnays’ın Coğrafi Tanımı Önce bilimsel temele değinmek gerekir. Gnays, magmatik veya tortul kayaçların yüksek basınç ve sıcaklık altında yeniden kristalleşmesiyle oluşan bir metamorfik kayaçtır. Katmanlı yapısı ve bantlı görünümü, onu…
Yorum Bırak20266 Günlük Harcirah Ne Kadar? Bir sabah kahvesi alırken aklıma takıldı: “Acaba 20266 günlük harcırah kimisi için ne ifade eder, ne kadar eder?” Hatta bu soruyu internette bir tartışmada okumuştum; biri araya girip, “Ben 100 günlük giderlerimi hesapladım, sen 20266 günlüğü nasıl hesaplayacaksın?” demişti. İşte tam da bu meraktan, şimdi birlikte bu hesap işine dalalım. — Harcırah Sistemi: Temelden Başlayalım Önce harcırahın ne olduğuna kısaca değinelim: Harcırah, memur veya hizmetlilerin geçici görev veya yer değiştirme gibi nedenlerle yaptığı seyahat ve konaklama gibi masrafların karşılanması amacıyla devlet tarafından verilen ödenektir. ([Hacettepe Üniversitesi][1]) Kanun 6245 sayılı Harcırah Kanunu’dur. ([bap-tr.agu.edu.tr][2]) Yurt içi görevlerde…
2 YorumGicikli Ne Demek? Felsefi Bir Bakış Açısı Felsefi Bir Başlangıç: Dilin ve Anlamın Doğası Dil, insanlık tarihinin en karmaşık ve derin yapılarından biridir. Filozoflar, dilin anlamını ve doğru kullanımını her zaman sorgulamışlardır. Hegel’den Wittgenstein’a kadar birçok düşünür, dilin yalnızca iletişim aracı değil, düşünce ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi şekillendiren bir yapı olduğunu savunmuştur. Bu bağlamda, “gicikli” kelimesi, Türkçede sıkça karşılaşılan ama tanımı ve kullanımı hakkında derinlemesine bir düşünsel sorgulama gerektiren bir terimdir. “Gicikli”, yalnızca bir kelime değil, toplumun değer yargıları, normları ve düşünsel sınırları hakkında da ipuçları verir. Peki, bu kelime ne anlama gelir ve ne şekilde etik, epistemolojik ve ontolojik…
2 YorumHava Gazı Neden Yapılır? Tarihten Günümüze Bir Enerji Hikâyesi Bir akşam düşünün; sokak lambaları birer birer yanıyor, evlerin pencerelerinden hafif bir ışık sızıyor. Bugün bize sıradan gelen bu manzarayı 19. yüzyılda mümkün kılan şeylerden biri, “hava gazı” idi. Peki hava gazı neden yapıldı, ne işe yaradı, toplumların hayatını nasıl değiştirdi? Gelin veriler, hikâyeler ve biraz da nostaljiyle bu serüveni birlikte keşfedelim. Hava Gazının Doğuşu Hava gazı, kömürün yüksek ısıda işlenmesiyle elde edilen yanıcı bir gaz karışımıdır. Asıl amacı, şehirlerin aydınlatılmasını sağlamaktı. İlk kez 18. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de kullanılmaya başlandı. 1807’de Londra’nın Pall Mall Caddesi hava gazı lambalarıyla aydınlatıldığında, insanlar…
2 YorumGereksinimlerimizin Anlamı Nedir? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Değerlendirme Güç, iktidar, toplumsal düzen… Bu kavramlar siyaset biliminin temel taşlarıdır. Toplumlar, bu kavramlar etrafında şekillenir, bireylerin davranışları, istekleri ve gereksinimleri ise bu yapılarla doğrudan ilişkilidir. Bir siyaset bilimci olarak, gereksinimlerimizin yalnızca kişisel ya da bireysel bir ihtiyaçtan ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumdaki güç dinamiklerini nasıl şekillendirdiğini sorgulamak gerekir. İhtiyaçlar, bireylerin varlıklarını sürdürebilmesi için gerekli unsurlar olarak tanımlanabilir. Ancak bu ihtiyaçların ne olduğuna karar veren, yalnızca bireyler değil, toplumsal yapılar ve iktidar ilişkileridir. Peki, bu gereksinimlerin anlamı nedir? İhtiyaçlar, sadece hayatta kalmayı mı, yoksa toplumda güç kazanmayı mı amaçlar? Güç ilişkilerinin nasıl işlediğini…
2 YorumHamama Gitmek Ne Demek? Gelenekten Günümüze Uzanan Bir Deneyim Hamama gitmek dendiğinde çoğu kişinin aklına sıcak buhar, köpükler ve kese gelir. Ama işin aslı, bu ifade çok daha derin bir kültürel, sosyal ve hatta sağlıkla ilgili anlam taşır. Bu yazıda, hem bilimsel veriler hem de gerçek hayattan hikâyeler eşliğinde “hamama gitmek” deyiminin neyi ifade ettiğini keşfedeceğiz. Hamama Gitmenin Tarihsel Kökleri Hamam kültürü, Roma İmparatorluğu döneminden Osmanlı’ya, oradan da günümüze kadar uzanan uzun bir geçmişe sahiptir. Osmanlı’da hamam, sadece temizlik değil, aynı zamanda sosyal hayatın merkeziydi. Evlenme hazırlıkları, doğum sonrası kutlamalar, dini bayramlar… Tüm bu özel günlerde hamama gitmek adeta bir…
2 YorumDeprem Olurken Neden Gök Gürler? Antropolojik Bir Yolculuk Bir antropolog olarak, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan doğal olayların sadece fiziksel değil, aynı zamanda kültürel yankılarını da anlamak isterim. Depremler, insanlık tarihinin en sarsıcı deneyimlerinden biridir. Fakat ilginçtir ki, bazı toplumlarda depremle birlikte duyulan uğultu, gök gürültüsü ya da “yerin kükremesi”, yalnızca jeolojik bir olgu olarak değil, bir anlam dünyasının kapısı olarak da görülür. Peki, neden birçok kültür “deprem olurken göğün de gürlediğine” inanır? Bu inancın kökleri nerelere uzanır? Doğa ve Kutsal Arasındaki Bağ İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri doğa olayları kutsal bir dilin parçası olarak görülmüştür. Deprem, yıldırım ve gök gürültüsü;…
2 YorumGöcek Çorbası: Bir Kâsede Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Göcek’in sakin koylarından yükselen kekik kokusu gibi, bazen bir çorba da insanı düşünmeye davet eder. Bu yazı bir tariften öte; bir sofranın başında buluşan farklı kimliklerin, deneyimlerin ve yaklaşımların hikâyesi. Göcek çorbasını yaparken sadece bir yemeği değil, toplumsal dokunun sıcak bir simgesini de karıştırıyoruz aslında. Çünkü tencerenin başında kim olursak olalım —kadın, erkek, non-binary, yaşlı ya da genç— her birimizin çorbaya kattığı anlam farklıdır. Toplumsal Cinsiyetin Sofradaki Rolü Toplumsal cinsiyet, mutfağın en görünür olduğu alanlardan biridir. Kadınlar tarih boyunca yemekle özdeşleştirilmiş, üretimin değil, beslemenin sembolü hâline getirilmiştir. Fakat Göcek çorbası…
2 Yorum