İçeriğe geç

Hangi su boykot ?

Hangi Su Boykot? Bir Tüketici Olarak Su Savaşları

Ankara’da soğuk bir kış sabahı, evin penceresinden dışarı bakarken, karla kaplı sokaklarda yürüyen insanlar gözümü aldı. Şehir, yılın bu zamanlarında genellikle gri ve donmuş olur ama içimde bir sıcaklık vardı. Her şeyin, tıpkı soğuk hava gibi, içsel bir sıcağa dönüştüğünü düşündüm. Bir an aklıma, çocukken sıklıkla duyduğum “hangi su boykot?” sorusu geldi. Şimdi, 25 yaşımda, ekonomi okumuş ve verilerle haşır neşir biri olarak, bu sorunun ardındaki anlamı daha net bir şekilde görebiliyorum.

Tüketici olarak bir ürün ya da hizmeti boykot etmek, günümüzde toplumsal hareketlerin bir parçası haline geldi. Ancak bu kez boykot edilen şey, çok daha temel bir ihtiyaç: su.

Su Boykotunun Kökenleri

Çocukken, mahallemizdeki marketlerde su markaları arasındaki farkları çok fazla bilmezdim. Ne de olsa, çoğu zaman hangi suyu alırsak alalım, sadece suyun temiz ve içilebilir olmasına dikkat ederdik. Ancak zaman geçtikçe, su markaları arasında artan fiyat farkları ve ambalajlarıyla yapılan reklamlar bana şunu düşündürmeye başladı: Gerçekten bu markaların arasında bir fark var mı? Hangi su boykot edilmeli?

Bu sorunun cevabını ararken, araştırmalar yapmaya başladım ve birkaç yıl önce bir rapor okudum. Türkiye’de içme suyu pazarının 2020 yılı itibarıyla yaklaşık 5 milyar dolar büyüklüğünde olduğu tahmin ediliyordu. Fakat bu büyüklüğün yanında, su fiyatlarının ne kadar arttığı, hangi markaların daha pahalı olduğu ve hangi bölgelerde bu fiyat artışlarının yoğunlaştığı da önemli bir veri. Öyle ki, bir literesi 1 TL civarında olan su, bazen 2 katı fiyatına satılabiliyor. Bu, temelde içme suyu gibi bir ürünün lüks hale gelmesi, suyun özel bir meta haline gelmesi demekti. Bu da aklıma bir soru getirdi: Su gerçekten de lüks bir ürün mü olmalı?

Bir Mahalle Hikayesi: Su ve Yoksulluk

Hikayeyi biraz daha kişiselleştirerek anlatmak istiyorum. Geçtiğimiz yaz, Kayseri’de yaşayan eski bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde, su meselesi hakkında sohbet etmiştik. O, bir apartmanda kirada yaşayan bir ailede büyümüş ve çok küçük yaşlarda, suyun ne kadar değerli bir şey olduğunu anlamış. Mahallesindeki suyun, bazen birkaç gün boyunca kesilmesi, su kuyularının nasıl bir yaşam mücadelesine dönüştüğünü anlatmıştı. Ancak suyun sınırlı olduğu bu durum, onun tüketim alışkanlıklarını şekillendirmişti.

Arkadaşımın bana söylediği bir şey vardı: “Su, sadece temiz ve içilebilir olduğu için değil, aynı zamanda ulaşılabilir olduğu için değerli.” Bu cümleyi duydum ve Ankara’ya dönerken düşündüm: Su, gerçekten de ne kadar ulaşılabilir olmalı? Kayseri’de ve İstanbul’da yaşamış biri olarak, suyun şehrin merkezi ya da kıyı mahallelerinden ne kadar farklı fiyatlarla satıldığına şahit oldum. Ama bu sadece bir başlangıçtı.

Su Boykotunun Ekonomik Yönü

Veriye dayalı olarak, Türkiye’deki içme suyu pazarını incelediğimde, pazardaki büyük markaların hakimiyetinin arttığını gördüm. Bir yandan, bazı markalar gerçekten de kaliteli su sunduklarını iddia ederken, diğer yandan tüketiciler, markaların fiyatlarındaki artışlara dikkat çekmeye başladılar. Bu durum, su boykotunun sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Birçok kişi, büyük su markalarının fiyatlarını yüksek tutarak, daha küçük yerel markaların yok olmasına neden olduklarını söylüyordu. Bu, aslında ekonomik eşitsizliğin bir parçasıydı.

Ankara’da, özellikle gece geç saatlerde, marketlerin su reyonlarını sıklıkla gözlerim. Özellikle büyük market zincirlerinin sattığı su fiyatları, küçük dükkanlardaki fiyatlardan ciddi şekilde farklıydı. Bu, bana şunu düşündürdü: Su, aslında büyük bir ekonomik aracın parçasıydı. Hangi su boykot? Belki de büyük su markalarına karşı, daha uygun fiyatlı ve daha yerel üreticilere yönelmek, bu sorunun cevabıdır.

Toplumsal Etkiler: Su ve Sosyal Sorumluluk

Geçenlerde bir arkadaşım, internette yaptığı araştırmalara dayanarak, bazı su markalarının çevreye zarar veren plastik ambalajlar kullandığını ve bunun da ekolojik felaketlere yol açtığını söyledi. Bu, gerçekten göz ardı edilmemesi gereken bir diğer önemli faktör. Su markalarının yalnızca fiyatlarıyla değil, aynı zamanda üretim süreçleriyle de sorumlu olmaları gerektiği bir gerçek. Bu da, su boykotunun arkasındaki diğer toplumsal sebepleri ortaya çıkarıyor.

Birçok insan, yalnızca suyun pahalı olmasıyla değil, aynı zamanda çevreye zararlı ambalajların kullanımına da karşı. Sosyal medyada sıkça karşılaştığım, büyük su markalarına karşı yapılan kampanyalar, “plastiksiz su” gibi alternatif arayışları ortaya çıkarttı. Bu da, aslında su boykotunun çevresel bir boyutunun da olduğunu gösteriyor.

Sonuç: Hangi Su Boykot?

Bir yandan, yerel üreticilere destek olmak ve büyük markaların pazarını küçültmek, diğer yandan daha çevreci ve uygun fiyatlı seçenekler aramak… Hangi su boykot? Bu, sadece su markalarının ötesinde, bizim yaşam tarzımızla ve dünyaya olan sorumluluğumuzla ilgili bir soru. Sonuç olarak, suyun sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu hatırlamak gerek.

Veriler ve gözlemler ışığında, suyun fiyatlarının artması, markalar arasındaki rekabetin giderek yoğunlaşması ve çevresel kaygılar, bu boykot hareketini daha anlamlı kılıyor. Belki de en önemli soru şu: Su, gerçekten de ulaşılması gereken bir hak mı, yoksa sadece bir tüketim aracına dönüşmüş mü? Ve son olarak, biz hangi suyu tercih edeceğiz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sendegel.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet