İçeriğe geç

Açıköğretim sınavına telefonla girilir mi ?

Açıköğretim Sınavına Telefonla Girilir mi? Demokrasi, Güç ve Katılım Üzerine Bir Siyasi Analiz

Bir toplumu ve onun kurallarını, uygulamalarını, sınırlarını düşündüğümüzde aklımıza genellikle devletin yapıları, ideolojiler ve toplumsal düzene dair sorular gelir. Bu sorular, her bir bireyin toplumsal düzende nerede durduğunu, nasıl bir güce sahip olduğunu ve bu gücün meşruiyetini sorgulamamıza yol açar. Bugün, Türkiye’de açılan bir soru; devletin eğitim kurumu olarak kabul edilen açıköğretim sınavlarına, öğrencilerin telefonla girip giremeyecekleri sorusu, benzer şekilde toplumsal gücün, kurumların ve bireylerin ilişkisini sorgulamamıza fırsat tanıyor.

Bu makale, bu basit ama bir o kadar önemli soruya, iktidar, kurumlar, ideolojiler, yurttaşlık ve demokrasi gibi temel siyasal kavramlar çerçevesinde bakarak toplumsal düzeni ve güç ilişkilerini anlamaya çalışacak. Bu yazıda, açıköğretim sınavları ve telefonun bu bağlamdaki rolü, katılım ve meşruiyet açısından derinlemesine ele alınacak.
İktidar, Güç ve Eğitim: Meşruiyetin Temelleri

Toplumsal düzenin, iktidar ve güç ilişkileri etrafında şekillendiğini kabul edersek, kurumların kararları da bir tür egemenlik alanıdır. İktidar, ancak meşru bir temele dayandığında kabul edilir ve toplumda geniş bir kabul bulur. Bu, eğitimde de geçerlidir. Açıköğretim sınavları, devlete ait bir kurum olarak, toplumsal düzene dair önemli bir işlevi yerine getiriyor: insanları eğitmek ve onları ekonomik, toplumsal ve siyasal yaşamda birer aktif yurttaş haline getirmek.

Telefonla sınavın uygulanabilirliği, iktidarın bu kuruma yönelik düzenlemelerinin meşruiyetini sorgulatır. Toplumda, bu uygulamanın adil ve eşit olup olmadığı, sınavın gerçekten bir “değer ölçme” aracı olup olmadığı, bireylerin katılımını nasıl şekillendirdiği gibi sorular gündeme gelir. Telefon gibi teknolojik araçların sınav sistemine dahil edilmesi, toplumdaki eşitsizlikleri yeniden üreten bir mekanizma olabilir mi? Ya da bu yeni düzenlemeler, eğitimi gerçekten daha erişilebilir kılma çabası mı taşır?
Telefon ve Eğitim: Demokrasiye Katılımın Dönüşümü

Telefonla sınav yapılmasının savunucuları, bu yeniliğin eğitim sisteminin daha erişilebilir hale geldiğini iddia edebilir. Özellikle COVID-19 pandemisi sonrası uzaktan eğitim ve dijitalleşmenin hayatımıza girmesiyle, sınavların dijital ortamda yapılması yeni bir norm haline gelmiştir. Ancak burada önemli olan, bu dijital katılımın demokratik bir şekilde sağlanıp sağlanamayacağıdır.

Demokrasi, bireylerin eşit katılımını gerektirir. Eğitimde dijitalleşme, her ne kadar bazı fırsatlar sunsa da, aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri derinleştirebilir. Akıllı telefonlara sahip olmayan veya internet erişimi kısıtlı olan bireylerin bu sınavlara katılımı ne ölçüde sağlanabilir? Bu tür uygulamalar, eşitlikçi bir yaklaşımı mı yoksa daha fazla dışlanmayı mı beraberinde getiriyor?

Bu sorular, demokrasi ve yurttaşlık kavramlarını doğrudan ilgilendirir. Çünkü eğitim, toplumsal katılımın temellerini atarken, bu tür uygulamalar katılımın ne şekilde olacağını belirler. Eğer sınavlara telefonla girme imkânı, belirli sosyal sınıfların ya da coğrafi bölgelerin dışındaki insanları dışlıyorsa, bu durumda demokrasiye ve yurttaşlık haklarına yönelik ciddi bir tehditten bahsedebiliriz.
Kurumlar ve İdeolojiler: Toplumsal Düzeni Yeniden Şekillendiren Güç

Açıköğretim sınavları örneğinde olduğu gibi, eğitim kurumlarının kararları bazen sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda toplumsal düzenin temel dinamiklerini de şekillendirir. Bu kararlar, güç ilişkilerinin bir yansımasıdır ve çoğu zaman belirli ideolojik bir çerçevede yapılır. İdeoloji, belirli bir düşünce sistemini ve bunun yayılmasını ifade eder. Eğitimdeki reformlar ve yenilikler de, genellikle bu ideolojik çerçevelerin etkisi altındadır.

Telefonla sınav yapma kararı, liberal bir eğitimin fırsat eşitliği sağlamak için atılacak bir adım olarak görülebilir. Ancak aynı zamanda bu uygulama, devletin egemenliğini pekiştiren, bireylerin devletle ilişkisini daha da dijitalleştiren bir adım olabilir. Dijitalleşme, hükümetlerin daha fazla denetim ve kontrol sağlamak için kullanabileceği bir araç haline gelebilir. Eğitim kurumları, bir yandan toplumsal eşitlik sağlama iddiasında bulunurken, bir yandan da bu dijital ortamda egemenliğini ve denetimini pekiştirebilir.

Bu noktada, eğitimde dijitalleşmenin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir ideolojik tercihin sonucu olduğunu unutmamalıyız. Bu tür düzenlemeler, toplumsal düzeni nasıl şekillendireceğini ve bireylerin devletle olan ilişkisini belirleyecek. Eğer eğitim tamamen dijitalleştirilirse, bu durum iktidarın meşruiyetini sorgulamadan kabul edilemez bir düzeye ulaşabilir.
Sınav ve Meşruiyet: Güçlü Bir Demokrasi Kurmak

Meşruiyet, bir yönetim biçiminin, bir hükümetin veya bir sistemin, toplum tarafından kabul edilmesidir. Eğitimdeki bu tür değişikliklerin de, toplumsal onay alması gerekir. Eğer telefonla sınav yapma gibi bir düzenleme, geniş bir kitle tarafından adil ve eşit görülmezse, bu durum hem demokratik katılımı engeller hem de meşruiyetin sorgulanmasına neden olabilir.

Demokratik bir toplumda, kararlar sadece belli bir elit grubun değil, tüm toplumun katılımıyla alınmalıdır. Eğer eğitimde katılım, telefon gibi araçlarla sınırlı kalıyorsa, bu bireylerin toplumsal düzene dahil olma haklarını kısıtlar. Bu, demokratik bir toplumda kabul edilemez bir durumdur.

Bireylerin, toplumda eşit bir şekilde yer alabilmesi için eğitimin sadece erişilebilir olması yetmez, aynı zamanda adil ve katılımcı bir şekilde gerçekleşmesi gerekir. Telefonla sınav uygulaması, bu adaletsizliği doğuracaksa, toplumsal düzenin sağlıklı işleyişi için bir tehdit oluşturur.
Sonuç: Eğitimdeki Yeniliklerin Sosyopolitik Etkileri

Açıköğretim sınavlarına telefonla girme meselesi, eğitimde dijitalleşmenin toplumsal düzeni nasıl dönüştürdüğünü gösteren önemli bir örnektir. Bu basit gibi görünen soru, aslında eğitimdeki katılımı, eşitliği, demokratik meşruiyeti ve iktidarın nasıl işlediğini derinlemesine sorgulatır. Eğitim, toplumsal bir gücün, kurumların ve ideolojilerin etkileşimiyle şekillenir.

Telefonla sınav uygulaması gibi dijitalleşme adımları, bireylerin toplumsal hayata nasıl dahil olacağını belirlerken, aynı zamanda demokrasiye ve güç ilişkilerine dair derin soruları gündeme getirir. Meşruiyetin ve katılımın ne şekilde sağlanacağı, toplumun demokratik gelişimi açısından kritik bir öneme sahiptir.

Peki, dijitalleşmenin adaletsizlikleri derinleştirdiği bir ortamda, eğitimin demokratik bir araç olma işlevi ne kadar korunabilir? Bu tür yenilikler, gerçekten daha adil bir toplum yaratmaya mı hizmet ediyor, yoksa yalnızca belirli güçlerin egemenliğini mi pekiştiriyor?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sendegel.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet